p-ISSN: 1306-696x  |  e-ISSN: 1307-7945
Travmatik spinal kırıklar: Adli tıp kliniği örneğinde epidemiyolojik ve klinik değerlendirme [Ulus Travma Acil Cerrahi Derg]
Ulus Travma Acil Cerrahi Derg. 2026; 32(7): 863-871 | DOI: 10.14744/tjtes.2026.87719

Travmatik spinal kırıklar: Adli tıp kliniği örneğinde epidemiyolojik ve klinik değerlendirme

Beytullah Ural1, Ahmet Nezih Kök2
1Morg Dairesi, Kahramanmaraş Şube Müdürlüğü, Adli Tıp Kurumu, Kahramanmaraş-Türkiye
2Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı, Erzurum-Türkiye

AMAÇ: Travmatik spinal yaralanmalar (TSY), ciddi morbiditeye neden olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bölgesel bir adli tıp perspektifi sunan ilk çalışma olarak, Atatürk Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’na (2020-2022) başvuran travmatik spinal kırıkların klinik özelliklerini, etiyolojik faktörlerini, yaralanma modellerini ve uzun dönem sekellerini retrospektif olarak incelemeyi amaçlamıştır.
GEREÇ VE YÖNTEM: Atatürk Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nda 2020-2022 yılları arasında değerlendirilen 12.029 olgunun tıbbi kayıtları incelendi. Spinal kırığı doğrulanan toplam 277 olgu çalışmaya dahil edildi. Demografik veriler, etiyoloji, ISS (Yaralanma Şiddet Skoru), kırık seviyeleri, eşlik eden lezyonlar ve tedavi yöntemleri analiz edildi. En az 12 ay takibi olan 174 hastada uzun dönem sekeller değerlendirildi.
BULGULAR: Hastaların %74.1’i erkek (erkek/kadın oranı: 2.85) olup, yaş ortalaması 40.1±16.69 idi. En sık görülen etiyoloji araç içi trafik kazası (AİTK) (%56.3) iken, bunu korunmasız yaya kazaları (KYK) (%15.5) ve yüksek enerjili düşme (YED) (%13.4) izledi. Yaş ile etiyoloji arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (p=0.001); 18-44 yaş grubunda AİTK baskınken, 65 yaş üstü grupta KYK oranları arttı. KYK ve YED kaynaklı yaralanmaların majör travma (ISS ≥16) (p=0.044) ve çoklu vertebra kırıkları (p=0.001) ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu görüldü. En sık etkilenen
bölge torakolumbar bileşke (T11-L2) (%31.8) idi. Baş/yüz travması ile servikal kırıklar (OR=3.59; %95 GA: 1.89-6,82) ve karın içi organ yaralanmaları ile sakral kırıklar (OR=6.47; %95 GA: 2.40-17.39) arasında anlamlı korelasyon saptandı. Takip edilen olguların %50'sinde kalıcı sekel gözlendi; bunlar arasında en sık spinal hareket kısıtlılığı (%46.8) ve spinal kord yaralanması (%13.5) yer aldı.
SONUÇ: Araç içi trafik kazaları spinal kırıkların en sık nedeni olsa da korunmasız yaya kazaları ve yüksek enerjili düşmeleri içeren kazalar, daha yüksek yaralanma şiddeti ve çoklu kırıklarla sonuçlanmaktadır. Klinisyenler, eşlik eden baş travması olan hastalarda servikal, batın yaralanması olanlarda ise sakral kırıklar açısından şüpheci olmalıdır. Özellikle yüksek enerjili travma ve eşlik eden organ yaralanması olan vakalarda, spinal kırık riski nedeniyle hızlı triyaj ve dikkatli değerlendirme hayati önem taşımaktadır. Bulgularımız, travmatik spinal kırıkların ciddi uzun dönem morbiditesini ortaya koymakta ve multidisipliner takibin önemini vurgulamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Adli tıp, eşlik eden yaralanma, epidemiyoloji, travmatik omurilik yaralanması, travmatik spinal yaralanma


Traumatic spinal fractures: epidemiological and clinical evaluation in a forensic medicine clinic sample

Beytullah Ural1, Ahmet Nezih Kök2
1Morgue Department, Kahramanmaraş Branch Office, Council of Forensic Medicine, Kahramanmaraş-Türkiye
2Department of Forensic Medicine, Ataturk University Faculty of Medicine, Erzurum-Türkiye

BACKGROUND: Traumatic spinal injuries (TSI) are a major public health concern associated with substantial morbidity. As the first study to provide a regional forensic medicine perspective, this study aimed to retrospectively evaluate the clinical characteristics, etiological factors, injury patterns, and long-term sequelae of traumatic spinal fractures among patients presenting to Department of Forensic Medicine, Atatürk University between 2020 and 2022.
METHODS: Medical records of 12,029 cases evaluated at the Department of Forensic Medicine, Atatürk University between 2020 and 2022 were reviewed. A total of 277 cases with confirmed spinal fractures were included. Demographic characteristics, etiology, Injury Severity Score (ISS), fracture levels, associated injuries, and treatment methods were analyzed. Long-term sequelae were assessed in 174 patients with at least 12 months of follow-up.
RESULTS: Among the patients, 74.1% were male (male-to-female ratio: 2.85), and the mean age was 40.1±16.69 years. The most common etiology was vehicle occupant motor vehicle accidents (VO-MVA) (56.3%), followed by motor vehicle accidents involving vulnerable road users (VRUs-MVA) (15.5%) and high-energy falls (HEF) (13.4%). A statistically significant association was found between age and etiology (p=0.001); VO-MVA predominated in the 18–44-year age group, whereas VRU-related injuries increased among individuals aged ≥65 years. Injuries resulting from VRUs-MVA and HEFs were significantly associated with major trauma (ISS ≥16) (p=0.044) and multiple vertebral fractures (p=0.001). The thoracolumbar junction (T11–L2) was the most frequently affected region (31.8%). A significant association was identified between head/facial trauma and cervical fractures (odds ratio [OR]=3.59; 95% confidence interval [CI]: 1.89–6.82), and between intra-abdominal organ injuries and sacral fractures (OR=6.47; 95% CI: 2.40–17.39). Permanent sequelae were observed in 50% of patients with follow-up data; the most common were restricted spinal mobility (46.8%) and spinal cord injury (13.5%).
CONCLUSION: Although vehicle occupant traffic accidents are the most common cause of spinal fractures, accidents involving vulnerable road users and high-energy falls are associated with greater injury severity and multiple fractures. Clinicians should maintain a high index of suspicion for cervical fractures in patients presenting with head trauma and sacral fractures in those with abdominal injuries. Rapid triage and careful evaluation are essential, particularly in cases involving high-energy mechanisms and associated organ injury. These findings highlight the substantial long-term morbidity associated with traumatic spinal fractures and underscore the importance of multidisciplinary follow-up.

Keywords: Associated injury, epidemiology, forensic medicine, traumatic spinal cord injury, traumatic spinal injury


Sorumlu Yazar: Beytullah Ural, Türkiye
Makale Dili: İngilizce
×
APA
NLM
AMA
MLA
Chicago
Kopyalandı!
ATIF KOPYALA
LookUs & Online Makale