Amaç: Hemodinamik olarak stabil, ciddi bulgusu olmayan penetran boyun travmalı hastalarda risk sınıflaması güçlüğünü korumaktadır. Bu çalışmada, kümülatif yumuşak bulgu yükü ile terapötik girişim gerektiren klinik olarak önemli yaralanma (KÖY) arasındaki ilişki değerlendirildi.
Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif kohort çalışmasına, hemodinamik olarak stabil olan, ciddi bulgusu bulunmayan ve servikal bilgisayarlı tomografi anjiyografi (BTA) uygulanan penetran boyun travmalı erişkin hastalar dahil edildi. KÖY, terapötik cerrahi veya endovasküler girişim gerektiren vasküler ya da aerodigestif yaralanma olarak tanımlandı. Yumuşak bulgu sayısı, alıcı işlem karakteristik (ROC) analizi ve lojistik regresyon ile değerlendirildi.
Bulgular: Toplam 109 hastanın 33’ünde (%30,3) KÖY saptandı. Terapötik cerrahi uygulanan hastalarda ortanca yumuşak bulgu sayısı daha yüksekti (2’ye karşı 1; p<0,001). Yumuşak bulgu sayısı KÖY için iyi ayırt edicilik gösterdi (EAA, 0,81; %95 GA, 0,71–0,90). ≥1 yumuşak bulgu eşiği %93,9 duyarlılık ve %91,7 negatif prediktif değer sağlarken; ≥2 yumuşak bulgu %89,5 özgüllük ve %73,3 pozitif prediktif değer sağladı. Her bir ilave yumuşak bulgu, KÖY olasılığında bağımsız artışla ilişkiliydi (düzeltilmiş OO, 4,83; %95 GA, 2,42–9,64; p<0,001). Ateşli silah mekanizması da KÖY ile güçlü şekilde ilişkiliydi (OO, 10,58; %95 GA, 2,68–41,75).
Sonuç: Artan yumuşak bulgu yükü KÖY ile güçlü şekilde ilişkiliydi. Yumuşak bulgu yokluğu riski azaltmakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadı; buna karşın çok sayıda yumuşak bulgu daha yüksek riskli bir grubu tanımladı. Yumuşak bulgu sayısı, görüntüleme önceliklendirmesini ve erken cerrahi konsültasyonu destekleyebilir; ancak BTA’nın yerini almamalıdır.
Anahtar Kelimeler: penetran boyun travması, hafif bulgular, bilgisayarlı tomografi anjiyografi, klinik olarak önemli yaralanma, risk sınıflaması
Background: Risk stratification remains challenging in hemodynamically stable patients with penetrating neck trauma and no hard signs. We evaluated the association between cumulative soft-sign burden and clinically significant injury (CSI) requiring therapeutic intervention.
Methods: This retrospective cohort study included adults with penetrating neck trauma who were hemodynamically stable, had no hard signs, and underwent cervical computed tomography angiography (CTA). CSI was defined as a vascular or aerodigestive injury requiring therapeutic surgical or endovascular intervention. Soft-sign count was assessed using receiver operating characteristic analysis and logistic regression.
Results: Of 109 patients, 33 (30.3%) had CSI. The median soft-sign count was higher among patients undergoing therapeutic surgery (2 vs 1; p<0.001). Soft-sign count showed good discrimination for CSI (AUC, 0.81; 95% CI, 0.71–0.90). A threshold of ≥1 soft sign yielded 93.9% sensitivity and a 91.7% negative predictive value, whereas ≥2 soft signs yielded 89.5% specificity and a 73.3% positive predictive value. Each additional soft sign was independently associated with higher odds of CSI (adjusted OR, 4.83; 95% CI, 2.42–9.64; p<0.001). Gunshot mechanism was also strongly associated with CSI (OR, 10.58; 95% CI, 2.68–41.75).
Conclusions: Increasing soft-sign burden was strongly associated with CSI. The absence of soft signs reduced but did not eliminate the risk, whereas multiple soft signs identified a higher-risk group. Soft-sign count may support imaging prioritization and early surgical consultation but should not replace CTA.
Keywords: penetrating neck trauma, soft signs, computed tomography angiography, clinically significant injury, risk stratification