p-ISSN: 1306-696x  |  e-ISSN: 1307-7945
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - Ulus Travma Acil Cerrahi Derg: 5 (1)
Cilt: 5  Sayı: 1 - Ocak 1999
1. 
ULAŞIM KAZALARINA BAĞLI ÖLÜMLERİN VE ALINACAK ÖNLEMLERİN ADLİ TIBBİ DEĞERLENDİRİLMESİ
MEDICAL AND LEGAL ASPECT OF PRECAUTIONS TO BE TAKEN AGAINST TRANSPORT CAUSALITIES AND DEATHS
Nevzat Alkan, Şevki Sözen
Sayfalar 1 - 6
Makale Özeti |Tam Metin PDF

2. 
DENEYSEL MEZENTERİK İSKEMİDE BAKTERİYEL TRANSLOKASYON'A SEFTRİAKSON'UN ETKİSİ
THE EFFECT OF CEFTRIAXONE ON BACTERIAL TRANSLOCATION IN MESENTERIC ISCHEMIA
Ahmet Necefli, Kemal Dolay, Yüksel Arıkan, Recep Güloğlu, Sabiha Karayay, Ertuğrul Halıcı, Fatih Atagenç
Sayfalar 7 - 10
Mezenterik iskemi farklı klinikle seyreden bir çok etyoloji neticesinde gelişebilir. Sebep ne olursa olsun mezenter iskemi sonucu gelişen patofizyolojik mekanizmalardan biri de bakteriyel translokasyondur. Çalışmamızda sıçanlarda seftriaksonun mezenterik iskemi modelindeki bakteriyel translokasyon üzerine etkisini araştırdık. Sıçanlara seftriakson (25 mg/kg im) enjekte edildikten yarım saat sonra superior mezenterik arter bağlanarak iskemi oluşturuldu. Daha sonra mezenter lenf bezlerinden, akciğerden, karaciğerden, sistemik ve portal kandan kültürler alınarak enterik mikroorganizmalar açısından kalitatif olarak değerlendirildi.

3. 
SIÇANLARDA, HEMORAJİK ŞOK VE REPERFÜZYON SONRASI GÖRÜLEN ORGAN HASARINDA SİKLOSPORİN A'NIN ROLÜ
ROLE OF CYCLOSPORINE A ON ORGAN INJURY SEEN AFTER HEMORRHAGIC SHOCK AND REPERFUSION IN RATS
M Süphan Ertürk, Ertuğrul Gazioğlu, Dildar Konukoğlu, Şennur İlvan, Ali Şahin, Osman Şenel, Serap Arıkan, Oğuz Çetinkale, Serdar Yüceyar
Sayfalar 11 - 18
İskemiye maruz kalan organlarda, reperfüzyon sonrası görülen hasarın (I-R hasarı) ortaya çıkmasında nötrofiller önemli rol oynamaktadır. Nötrofil aracılığıyla gelişen I-R hasarı önlemek amacıyla, deneysel koşullarda, çeşitli maddelerin yanı sıra siklosporin A (CsA) ve FK506 gibi immünosupresif ajanlar da kullanılmıştır. Ancak immünosupresiflerin nötrofiller üzerindeki etki mekanizmaları henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Hipovolemik şok oluşturulan sıçanlarda, nötrofil aracılığıyla oluşan I-R hasarına CsA'nın etkilerini araştırmayı amaçladık. Çalışmamızda, her biri 10 dişi Wistar albino sıçan içeren 4 grup oluşturuldu. G1: Kontrol, G2: Şok, G3: Şok+Reperfüzyon, G4: CsA. Şok oluşturmak için, deneklerden femoral ven yoluyla yaklaşık 2,5 ml kan alındı. Reperfüzyon gruplarında, alınan kan 20 dk sonra aynı yoldan reperfüze edildi. G4'te, reperfüzyondan 5 dk önce IV20 mg/kg CsA verildi. Postop 24.cü saatte sakrifiye edilen deneklerde plazmada malonildialdehit (MDA); karaciğer, akciğer, ince barsak ve böbreklerde ise MDA ve miyeloperoksidaz (MPO) ölçümü ve nötrofil sayımı yapıldı. I-R sonrası plazma ve tüm dokularda artan MDA değerleri, CsA verildikten sonra normale inmiştir. Bu bulgular, I-R hasarında serbest oksijen radikallerinin (SOR) rolünü göstermektedir. Ancak, MPO değerleri CsA verilmesi ile sadece ince barsakta normale inmiştir. CsA'nın nötrofil infiltrasyonunu azaltıcı etkileri de yine ince barsak ve böbrekte görülmüştür. Sonuç olarak, CsA tedavisinin I-R hasarını azaltıcı yönde etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Ancak bu etkinin, en azından karaciğer ve akciğerde, nötrofil infiltrasyonunu azaltmak yoluyla olmadığını düşünmekteyiz. CsA'nın dozu arttırıldığı taktirde, bu etki belki tüm dokularda yaygınlaşabilir. CsA'nın I-R hasarındaki etki mekanizmasının tam olarak anlaşılabilmesi için yeni araştırmalara ihtiyaç vardır.

4. 
OTOBÜS VE KAMYON ŞOFÖRLERİNİN İLK YARDIM KONUSUNDAKİ BİLGİ TUTUM VE DAVRANIŞLARI
ATTITUDE AND BEHAVIORS OF BUS AND LORRY DRIVERS REGANDUIG CAUSALITIES AND FIRST AID
Vesile Şenol, Fevziye Çetinkaya, Cuma Yıldırım
Sayfalar 19 - 23
Otobüs ve kamyon şoförlerinin ilkyardım konusundaki bilgi tutum ve davranışlarını değerlendirmek amacıyla yapılan bu çalışmada 37 otobüs ve 47 kamyon şoförü olmak üzere 84 şoföre anket uygulanmıştır. Araştırma grubuna alınan şoförlerin büyük çoğunluğunun suni solunum uygulama, kapalı kalp masajı uygulama, kırıklar, kanama, delici karın yaralanmaları, yanma ve donma gibi durumlarda ne yapacaklarını yeterince bilmedikleri saptanmıştır. Çalışma süresi 10 yıldan daha az olanların ilkyardım konusundaki bilgileri meslekte 10 yıldan uzun süredir çalışanlara göre daha yüksektir. Şoförlerin % 70.07 ilk yardım eğitimi almadan ehliyet almıştır. Araçların % 90.5' inde ilk yardım çantası bulunmaktadır. Şoförlerin % 8.3'ü ilk yardım konusundaki bilgilerinin yeterli olduğuna, % 40.5'i kısmen yeterli ve % 51.2'si ise yetersiz olduğuna inanmaktadır. Şoförlerin % 64.3'ü ilkyardım konusunda yapılacak olan eğitime katılmak istemektedirler. Sonuç olarak trafik kazalarına bağlı ölüm insidansını azaltmak için: şoförler başta olmak üzere herkes ilkyardım konusunda eğitilmelidir. Her düzeydeki eğitim kurumlarının programlarında kazaları önleme ve ilkyardım konusundaki derslere yer verilmelidir. Televizyon ve radyo başta olmak üzere toplu iletişim araçlarında eğitim programlarına daha fazla zaman ayrılmalıdır.

5. 
TORAKOLOMBER TRAVMALARDA SPİNAL ENSTRÜMANTASYON
SPINAL INSTRUMENTATION IN THORACOLUMBAR TRAUMAS
Ali İhsan Ökten, Murat Ergüven, Rüçhan Ergün, Sait Bilal, Mehmet Özdal
Sayfalar 24 - 27
Günümüzün gelişen teknolojisi ile birlikte yüksek enerjili travma sıklığı ve buna koşut olarak gelişen vertebral kolon yaralanmaları önemli ölçüde artmıştır. Konservatif tedavinin sonuçlarının yeterli oranda tatminkar olmaması, instabil torakal ve lomber vertebral kırıkların yeterli stabilizasyonu, daha hızlı rehabilitasyon, daha kolay bakım ve komplikasyonların azaltılması için daha radikal cerrahi yaklaşımların yapılması gerektiği özellikle son 15 yılda yoğunlaşmıştır. Bu çalışmada; torakolomber travmalı 14 hasta değerlendirilmiştir. Hastaların klinik tablosu Frankel, travma biyomekaniği Denis sınıflamasına göre değerlendirilmiştir. Hastalara cerrahi tedavi olarak Sine transpediküler vida tekniği, 2 hastaya rod-kanca sistemi ile posterior stabilizasyon, 2'sine anterior enstrümentasyon, 2'sine de anterior ve posterior stabilizasyon yöntemleri uygulanmıştır. Ayrıca hastaların 8'ine total laminektomi, 2'sine korpektomi yapılmıştır. Hastalar postoperatif üçüncü gün torakolomber korse ile mobilize edilmiştir. Bu çalışmada torakolomber travmalarda, travma biyomekaniğine göre uygulanan çeşitli stabilizasyon yöntemleri tartışılmıştır.

6. 
FOURNİER GANGRENİ
FOURNIER'S GANGRENE A PRESENTATION OF CASES
Cemalettin Murat, Erdinç Ünlüer, Gökhan Toktaş, Şaban Mimaroğlu, Cenk Gürbüz, Yalçın Serin
Sayfalar 28 - 30
Bu çalışmada ölümcül olabilen Fournier gangreni hakkında literatürü kendimizin tedavi ettiği 18 hasta ile birlikte tekrar gözden geçirdik. Kliniğimizde tedavi edilen 18 fournier gangrenli hastanın tıbbi kayıtları kullanıldı. 10 hastada predispozan faktör olarak diabet saptandı. 17 hastada geniş debridman, 3 hastada sekonder sütürasyon ve 3 hastada sekonder olarak plastik cerrahi girişimler gerekti. 16 hastada iyileşme sağlandı. Erken tanı, predispozan faktörlerin göz önünde bulundurulması, geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi ve geniş cerrahi debridmanla Fournier gangreni kolaylıkla tedavi edilebilir bir hastalıktır.

7. 
SERVİKAL OMUR YARALANMALARI
CERVICAL SPINE INJURIES
Kemal Dolay, Ali Kocataş, Halil Alış, Yüksel Arıkan, Recep Güloğlu, Cemallettin Ertekin
Sayfalar 31 - 34
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Travma ve Acil Cerrahi Birimine Ocak 1991 -Aralık 1995 tarihleri arasında başvuran 70 servikal omur yaralanmalı (SOY) olgu gözden geçirildi. Olguların %57si araç kazasına, %21'i düşmeye bağlı oluşmuştur. Hastaların tamamında çekilen direkt grafilere ilave olarak, % 80 bilgisayarlı tomografi (BT) ve %10 (manyetik rezonans görüntüleme MRG) tetkikleri yapıldı. Vakaların %92.8'inde konservatif tedavi, %7.1'inde cerrahi girişim uygulandı. Hastaların %55.7'si taburcu olurken, %15.7si kaybedilmiş, %28.5'inin tedavileri diğer kliniklerde sürdürülmüştür. SOY'ları yüksek oranda mortalite ve morbiditeye sebep olduğu için, politravmatize hastaların solunum ve dolaşım kontrolünü takiben ayrıntılı nörolojik muayene yapılmalı ve görüntüleme metodları ile aksi ispatlanıncaya kadar SOY var gibi düşünülmelidir.

8. 
POSTTRAVMATİK LEPTOMENİNGAL KİSTLER
POSTTRAUMATIC LEPTOMENINGAL CYSTS
Murat Döşoğlu, Metin Orakdöğen, M Akif Göğüsgeren, M Ali Demirbaş, Selhan Karadereler
Sayfalar 35 - 39
Posttravmatik leptomeningeal kistler (PTLMK), kafatasının diastatik kırıklarının nadir bir komplikasyonudur. Genellikle çocuklarda ve parietal bölgede görülür. Oluşması için kırık altındaki duranın da yırtılması zorunludur. Beyin pulsasyonu ve oluşmuş leptomeningeal kist zamanla kırık hattında açılmaya yol açar. Klinik bulgular çocukluk ve erişkin yaş grubunda birbirinden farklıdır. Tedavi cerrahi düzeltmedir. Çalışmada son 4 yıl içinde tedavi edilen PTLMK'li 7 olgu sunulmaktadır. Olguların 5'i çocukluk, 2'si erişkin yaş grubundadır. Tüm olgularda öyküde yüksekten düşme saptanmış ve PTLMK tümünde 20 gün-20 yıl arasında gelişmiştir. Çocuk olgular kafada şekil bozukluğu, erişkinler ise nöbet ve baş ağrısı yakınmaları ile başvurmuşlardır. Olgular cerrahi olarak tedavi edilmiştir.

9. 
MULTİTRAVMALI HASTALARIN PROGNOZUNU BELİRLEMEDE YAŞ FAKTÖRÜ
AGE FACTOR IN DETERMINING THE PROGNOSIS OF THE PATIENTS WITH MULTITRAUMA
İbrahim İkizceli, Erdoğan M Sözüer, Abdulkadir Bedirli, Cuma Yıldırım, Nurullah Günay, Yusuf Yürümez
Sayfalar 40 - 42
Ülkemizde yaşlı nüfus giderek artmaktadır. Yaşlılarda travma nedenleri ve travmaya verilen cevap diğer yaş gruplarına göre farklılık göstermektedir. Ocak 1997 ile Haziran 1998 tarihleri arasında hastanemize travma nedeni ile başvuran hastaların dosya kayıtları incelendi. Hastalar erken yaşlı grubu (55-64yaş arası), ileri yaşlı grubu (65 yaş ve yukarısı) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Ayrıca 35-44 yaş arası hastalar kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edildi. Bu tarihler arasında travma nedeni ile başvuran 9450 hastanın %5,5'i 55 yaş ve yukarısında idi. En sık travma bölgesi her üç grupta da kafa idi. En sık travma nedeni ise kontrol ve erken yaşlı gruplarında trafik kazası iken ileri yaşlı grubunda "düşme idi. Ortalama Travma Şiddet Skorları kontrol, erken yaşlı ve ileri yaşlı gruplarında sırasıyla 9, 9, 16 olarak bulundu. Ortalama hastanede yatma süreleri, kontrol, erken yaşlı ve ileri yaşlı gruplarında sırasıyla 5, 7, 9 gün olarak bulundu. Kontrol grubunda mortalite %5,9 iken, erken yaşlı grubunda %10,7, ileri yaşlı grubunda ise %23,7 idi. Sonuç olarak yaşlı hastaların fizyolojik rezervlerinin daha az olması ve travmaya gösterdikleri metabolik ve endokrin cevabın yetersiz olması, travma sonrası hayatta kalma şanslarını azaltmış olabilir.

10. 
KARIN AĞRILI OLGULARDA DÜZ KARIN GRAFİSİNİN TANISAL DEĞERİ
THE DIAGNOSTIC VALUE OF PLAIN ABDOMINAL X-RAY IN ABDOMINAL PAIN
Mehtap Bulut, Halil Özgüç, Ekrem Kaya, Şule Akköse, Erol Armağan, Rıfat Tokyay
Sayfalar 43 - 45
Akut karın ağrılı olgularda düz karın grafisinin tanısal değerini, asistan ve radyolog ve genel cerrahi uzmanı değerlendirmesi arasındaki farkı saptamak için prospektif bir çalışma yapılmıştır. Akut karın ağrısıyla İlk ve Acil Yardım anabilim dalına başvuran 88 olgu çalışmaya alındı. Tüm olgulara rutin olarak ayakta düz karın grafisi çekildi. İlk aşamada olgu ve grafisi asistanlarca, daha sonra radyolog ve genel cerrahça değerlendirildi. Grafiler 4 grupta incelendi, a) tanıya katkısı yok, b) tanıya yardımcı, c) tanı koydurucu, d) yanlış tanı. Klinik tanılar 7 gruptaydı, a) akut apandisit (25 hasta) b) ileus (13 hasta) c) akut kolesistit (12 hasta) d) non-spesifik karın ağrısı (18 hasta) e) ürolitiazis (5 hasta) f) perforasyon (4 hasta) g) değişik tanılar (11 hasta). Asistan değerlendirmesinde grafilerin %73'ü tanıya katkısı yok, %21 tanıya yardımcı, %3,4 tanı koydurucu olarak değerlendirildi. Radyolog ve genel cerrahi değerlendirmesinde aynı oranlar sırasıyla % 75, %19, %6.8 olarak bulundu. Sonuçlarımız akut karın ağrılı olguların %75'inde direkt karın grafisinin tanıya katkısı olmadığını göstermektedir. Yanlızca asistanların değerlendirilmesinde ise radyolog ve genel cerrahın birlikte değerlendirmesi kadar doğru oranlar bulunmuştur.

11. 
POSTTRAVMATİK SERVİKAL SPONDİLOPTOSİS
POSTTRAUMATIC CERVICAL SPONDYLOPTOSIS
Cumhur Özdoğan, M Akif Göğüsgeren, Murat Döşoğlu
Sayfalar 46 - 48

12. 
KLİVUSUN TRANSVERS KIRIĞI
TRANSVERS FRACTURE OF CLIVUS
Ali İhsan Ökten, Rüçhan Ergün, Uğur Bostancı
Sayfalar 49 - 51

13. 
TRANSKRANYAL PERFORAN YARALANMA
TRANS CRANIAL PERFORATING INJURY
Merih İş, Talat Kırış, Kemal Hepgül
Sayfalar 52 - 54

14. 
AKUT GASTRİK VOLVULUS BELİRTİSİ VEREN PARAOZOFAGEAL HERNİ
A LARGE PARAESOPHAGEAL HERNIA PRESENTING WITH ACUTE GASTRIC VOLVULUS
Selman Sökmen, Ahmet Önal, Funda Oğuz, Aydın Taşdöğen, Zahide Elar
Sayfalar 55 - 58

15. 
BİR HEMODİYALİZ KATETERİ KOMPLİKASYONU: SUBKLAVYAN ARTERDE PSÖDOANEVRİZMA OLGUSU
A COMPLICATION OF HEMODIALYSIS CATHETER: PSEUDO ANEURYSM OF SUBCLAVIAN ARTERY
Alper Toker, Vural Özcan, Korkut Bostancı, Emin Tireli, Enver Dayıoğlu, Ertan Onursal
Sayfalar 59 - 62

LookUs & Online Makale