| DENEYSEL ÇALIŞMA | |
| 1. | Sıçanlarda oluşturulan deneysel iskemi-reperfüzyon modelinde piperinin etkileri Effects of Piperine in Experimental Intestinal Ischemia Reperfusion Model on Rats Hızır Yakup Akyıldız, Adem Karabacak, Muhammet Akyüz, Erdoğan Sözüer, Alper AkcanPMID: 24214777 doi: 10.5505/tjtes.2013.48457 Sayfalar 387 - 391 AMAÇ: Piperin oksidatif hasara ve lipit peroksidasyonuna karşı koruyucu etkisi bildirilmiş bir baharat türevidir. Çalışmamızda ince bağırsak iskemi-reperfüzyon hasarının önlenmesinde piperinin etkisini incelemeyi amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: Sıçanlar her biri 8 sıçan içeren 3 gruba ayrıldı. Sham grubundaki sıçanlara sadece laparotomi ve gözlem uygulandı. Kontrol ve çalışma grubundaki hayvanlara 45 dakikalık iskemiyi takiben 60 dakikalık reperfüzyon uygulandı. Çalışma grubuna piperin, reperfüzyon işleminden hemen önce 10 mg/kg dozunda periton içi yolla verildi. Laktat seviyelerinin ölçümü için kan numuneleri alındı. Histopatolojik inceleme, doku malondialdehid, süperoksit dismutaz ve glütatyon aktivitesi ölçümleri için de terminal ileum rezeksiyonu gerçekleştirildi. Gruplar arası istatistiki karşılaştırma ANOVA testi ile yapıldı. BULGULAR: Kontrol grubunda laktat ve malondialdehid seviyeleri çalışma ve sham gruplarına göre anlamlı olarak yüksekti (p<0.001). Çalışma grubunda, süperoksit dismütaz ve glutatyon aktiviteleri kontrol grubundan anlamlı olarak yüksekti (p<0.001). Sham grubu her iki parametrede de en fazla aktiviteye sahipti. Histopatolojik incelemede kontrol grubunda villöz yapının ve lamina propria bütünlüğünün bozulduğu görüldü. TARTIŞMA: Reperfüzyondan hemen önce periton içi verilen 10 mg/kg piperin ince bağırsaklarda iskemi-reperfüzyon hasarını azaltabilir. |
| 2. | Serbest Düşme Hareketi Yapan Mermi Çekirdeklerinin Yaralama Potansiyelleri The wounding potential of free-falling bullets Gökhan İbrahim Öğünç, Mustafa Tahir Özer, Kağan Çoşkun, Mehmet Eryılmaz, Ali İhsan UzarPMID: 24214778 doi: 10.5505/tjtes.2013.22309 Sayfalar 392 - 397 AMAÇ: Bu çalışmada dik ve dike yakın atış sonrası serbest düşme hareketi gerçekleştiren mermi çekirdeğinin hedef üzerinde hayati yaralanmalara neden olabilme potansiyelinin ortaya konulması hedeflendi. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmada 9x19 mm ve 7,65x17 mm çapındaki mermilerin namlu çıkış hızları ölçüldü ve bu hızlar EBV4® Dış Balistik Yazılımı kullanılarak yatayla 65 derece ila 90 derece arasında beşer derecelik aralıklardaki atışlarla simüle edildi. Mermilerin serbest düşme hareketleri ve düşüş hızları incelendi. Elde edilen sonuçlar, dokuların eşik hız değerleriyle karşılaştırıldı. Ayrıca adli ve basın kayıtları incelenerek Türkiye’de oluşan bu tip yaralanmaların analizi yapıldı ve literatür eşliğinde değerlendirildi. BULGULAR: Havaya 65 ila 90 derece arasında beşer derecelik aralıklarla yapılan atışlar neticesinde serbest düşme hareketi yapan mermi çekirdeklerinin ortalama isabet hızı ve kinetik enerji değerlerinin 9x19 mm çapında mermi için 92,25 m/sn ve 34,05 J olduğu; 7,65x17 mm çapında mermi için 79,66 m/sn ve 14,91 J olduğu saptandı. Yapılan arşiv taramasında 2000-2012 yılları arasında Türkiye’de 65 adet bu tip yaralanma tespit edildi ve bunların 27 tanesinin ölümle sonuçlandığı anlaşıldı. SONUÇ: Elde edilen bulgular havaya yapılan atıştan sonra serbest düşen 9x19 mm ile 7,65x17 mm çapındaki mermilerin isabet anı hızlarının cilt ve yassı kemik için eşik hız ve kritik hız sınırlarını aştığı ve kinetik enerji değerlerinin ciddi yaralanma oluşturabileceğini göstermektedir. İlk müdahale anındaki muayene bulguları ateşli silah yaralanmasına benzer özellik göstermese de bunların ASY olabileceği ihtimali unutulmadan değerlendirilmeleri ve tedavileri yapılırken adli boyutu göz önüne alarak delilleri koruyacak şekilde davranılmasına dikkat edilmelidir. |
| KLINIK ÇALIŞMA | |
| 3. | Ekstremite yaralanması olan hastalarda intravenöz 0.10 mg/kg veya 0.15 mg/kg morfin sülfat ile akut ağrı tedavisi: Randomize çift kör plasebo kontrollü çalışma Acute pain management with intravenous 0.10 mg/kg vs. 0.15 mg/kg morphine sulfate in limb traumatized patients: a randomized double-blinded placebo-controlled trial Davood Farsi, Mitra Movahedi, Peyman Hafezimoghadam, Saeed Abbasi, Abtin Shahlaee, Vafa Rahimi MovagharPMID: 24214779 doi: 10.5505/tjtes.2013.86383 Sayfalar 398 - 404 AMAÇ: Akut ekstremite yaralanması olan hastalarda erişkin acil serviste yapılan iki ayrı morfin dozunun ağrı giderimi ve güvenliliğini karşılaştırmak. GEREÇ VE YÖNTEM: Opiyoit analjesisine gerek duyan 200 acil servis hastası randomize olarak iki gruba ayrıldı. Bu randomize çift-kör, plasebo kontrollü çalışmada intravenöz yolla 0.10 mg/kg dozda morfin ve daha sonra hastaların bir bölümüne 0.05 mg/kg IV dozda morfin veya aynı miktarda plasebo verildi. Başlangıçta (0.10 mg/kg morfin vermeden önce), 30 (çalışma ilacı verilmeden hemen önce) ve 60 dakika sonra Görsel Analog Ölçekle ağrının şiddet derecesi ve yan etkiler değerlendirildi. BULGULAR: Başlangıca göre 30. dakikada önemli bir farklılık saptanmadı. Morfinin 0.15 mg/kg dozda yapıldığı grupta diğer gruba (0.10 mg/kg doz grubu) göre bir saat sonra ağrı anlamlı derecede azalmıştı (p<0.05). Bu grubun ağrı skorunda önemli bir iyileşme vardı (p<0.05). Girişim ve kontrol grubunda ağrı sırasıyla %52.70 ve %35.82 oranında azalmıştı. Her iki grupta gözlemlenen yan etkiler açısından istatistiksel açıdan anlamlı bir fark yoktu. TARTIŞMA: İki morfin dozu yerine tek doz morfin uygulaması ekstremite yaralanmalarında ağrı giderimi açısından güvenli ve etkili bir yöntemdir. Bu hastalarda ağrıyı azaltmak için ilk standart 0.10 mg/kg dozdan 30 dakika sonra 0.05 mg/kg dozda morfin verilmesini önermekteyiz. |
| 4. | Üst ekstremitelerin penetran yaralanmalarının tedavisi Management of penetrating injuries of the upper extremities Oscar Jf Van Waes, Pradeep H Navsaria, Renske Cm Verschuren, Laurens C Vroon, Esther Mm Van Lieshout, Jens A Halm, Andrew J Nicol, Jefrey VermeulenPMID: 24214780 doi: 10.5505/tjtes.2013.08684 Sayfalar 405 - 410 AMAÇ: Arter yaralanmasını dışlayan üst ekstremite penetran yaralanmasının rutin cerrahi eksplorasyonu çok sayıda olumsuz sonuçlu açınımlara ve iyatrojenik yaralanmalara yol açmaktadır. Bu hastalarda seçici cerrahi dışı tedavi giderek daha fazla oranda benimsenmektedir. Bu çalışma bu cerrahi dışı tedavinin geçerliliğini değerlendirme ve pratik bir algoritma sunma amacıyla gerçekleştirilmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM: Penetran üst ekstremite yaralanmaları ardından üçüncü basamak sevk merkezine gelen tüm ardışık hastalar bu ileriye dönük gözlemsel kohort çalışmasına alındı. Hastalar ATLS© kılavuzları ve klinik belirtilerine göre yönetildi, ya acil cerrahiye alındı veya ek tanısal araştırmalar yapılmadan veya gerekirse yapılarak konservatif tedavi uygulandı. Fiziksel incelemeye göre daha önce hazırlanan bir protokole uyarak bilgisayarlı tomografik anjiyografi (BTA) gerekli oldu. BULGULAR: Dört aylık çalışma döneminde penetran üst ekstremite yaralanması olan 161 hasta çalışmaya alındı. On dördünde damar yaralanmaları olan 16 (%9.9) hastaya acil cerrahi girişim yapıldı. Ayrıca 8 (%5) hastaya BTA sonrası vasküler eksplorasyon uygulandı. Geri kalan hastaların (n=137) vasküler sorunları cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edildi. Kırıkları veya sinir yaralanmaları nedeniyle 18 (%11.2) yarı-seçici cerrahi girişim gerekti. İzlem döneminde herhangi bir damar yaralanmasının atlanmadığı belirlendi. TARTIŞMA: Üst ekstremitelerin penetran yaralanmalarından sonra rutin eksplorasyon veya BTA’ya gerek yoktur. Durumu stabil hastalar yalnızca klinik bulgularına göre ek araştırmalardan geçmelidir. Seçici cerahi dışı tedavi bu yaralanmalardan sonra uygun ve güvenli bir tedavi stratejisidir. |
| 5. | Çocuk hastalarda mikrocerrahi rekonstrüksiyon: 30 olguluk seri Microsurgical reconstruction in pediatric patients: a series of 30 patients Arzu Akçal, Semra Karşıdağ, Deniz Özgür Sucu, Gürsel Turgut, Kemal UğurluPMID: 24214781 doi: 10.5505/tjtes.2013.09515 Sayfalar 411 - 416 AMAÇ: Pediatrik popülasyonda serbest doku aktarımı teknik yararlılığı ve güvenililirliği nedeni ile geniş kabul görmektedir. Cerrahi işlemin uygunluğu ve güvenililirliğini içeren başlangış süpheleri artık giderilmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM: Otuz çocuk hasta (15 erkek, 15 kız) Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde serbest doku aktarımı uygulanarak tedavi edildi. Hastaların defektleri alt ekstremitede (n=22), baş ve boyunda (n=5) ve üst ekstremitede (n=3) yerleşimli idi. Defektlerin etiyolojileri araba kazalarını, yanık sekellerini, travmatik kontraktürlerini, ezilme yaralanmalarını, maksillada epulisi ve ateşli silah yaralanmalarını içerdi. BULGULAR: Çalışmamızda aktarılan serbest dokular latissimus dorsi kas flebi, kombine latissimus dorsi ve serratus kas flepleri, serratus anterior kas flebi, çapraz latissimus dorsi kas flebi, skapüler osteomyokutanöz flebi, paraskapüler fasyokutanöz flebini, fibuler osteokutanöz flebi, anterolateral uyluk flebini ve medial sirkumfleks femoral arter perforatör flebi ve crista iliaca osteocutanöz flebini içeriyordu. TARTIŞMA: Serbest doku aktarımının çocuklardaki avantajları arasında yer alan çocuğun daha iyi flep büyümesine adaptasyonu ve çocuğun öğrenme kapasitesi sayesinde cerrahlar daha iyi ve fonksiyonel ve estetik sonuçlar sağlamaktadırlar. |
| 6. | Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde akrep sokmalarının epidemiyolojik, klinik özellikleri ve sonuçları Epidemiologic and clinical characteristics and outcomes of scorpion sting in the southeastern region of Turkey Fevzi Yılmaz, Engin Deniz Arslan, Ali Demir, Cemil Kavalci, Tamer Durdu, Muhittin Serkan Yılmaz, Cihat Yel, Sami AkbulutPMID: 24214782 doi: 10.5505/tjtes.2013.52333 Sayfalar 417 - 422 AMAÇ: Zehirlenmelere neden olan akrep sokmaları yaşamı tehdit eden acil bir durumdur ve tropikal ve subtropikal bölgelerde ciddi sağlık sorunlarına neden olurlar. Bu çalışmanın amacı mortalite ve morbiditenin önlenebilir nedenlerinden olan akrep sokması nedeni ile başvuran 123 hastanın epidemiyolojik ve klinik özelliklerini belirlemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışmada Ocak 2008 ile Eylül 2009 arasında Diyarbakır Devlet Hastanesi Acil Servis’ine akrep sokması nedeni ile başvuran 123 hastanın demografik ve epidemiyolojik özellikleri geriye dönük olarak incelendi. BULGULAR: Çalışmaya alınan 123 hastanın %62.6’sı (n=77) kadın ve %37.4’ü (n=46) erkekti. Olguların ortalama yaşı 33.5±17.3 (dağılım, 2-80) yıl ve 27 (%22) hasta 18 yaşından daha gençti. Hastaların 98’i (%79.7) kırsal alandan, 25’i (%20.3) şehir merkezindendi. Olguların çoğunluğu (%42.3) aktif çalışma sırasında ve uykuda (%19.5) akrep sokmasına maruz kaldı. On bir (%8.95) hasta da evde çamaşırlarını yerleştirirken akrep sokmasına maruz kalmıştı. TARTIŞMA: Bu çalışmanın yöresel epidemiyolojik özellikleri göz önünde tutarak, sağlık çalışanlarına akrep sokmalarından korunma için gerekli önlemlerin alınmasında yardımcı olabileceğini umarız. |
| 7. | Motorsiklet kazaları detayları ve sağlık maliyetleri üzerine etkileri Details of motorcycle accidents and their impact on healthcare costs Serkan Emre Eroğlu, Sıddıka Nihal Toprak, Ebru Akoğlu, Özge Ecmel Onur, Arzu Denizbaşı, Çiğdem Özpolat, Haldun AkoğluPMID: 24214783 doi: 10.5505/tjtes.2013.06767 Sayfalar 423 - 428 AMAÇ: Türkiyede 2011 yılındaki tüm trafik kazalarının %7.58’ini (n=21107) motorsiklet kazaları oluşturmaktadır. Çalışmamızda, motorsiklet kazaları ve bu kazalara ait detayların, sağlık maliyetlerindeki rolleri araştırıldı. GEREÇ VE YÖNTEM: 1 Temmuz 2010-30 Haziran 2011 tarihleri arasında çarpışmalı ya da çarpışmasız motorsiklet kazaları ile acil servise gelen hastalar ileriye dönük olarak incelendi. Kazazede ve kazaya ait detaylı bilgileri içeren formlar motorsiklet kazası ile getirilen tüm yaralılara doldurularak sağlık maliyetleri araştırıldı. Veriler, SPSS v16 programında frekans, Kolmogorov-Smirnov, Mann-Whitney U ve ki-kare testleri kullanılarak analiz edildi. BULGULAR: Değerlendirmeye alınan 91 kazazedenin, yaş ortalaması 28.47. Değerlendirmeye alınan 91 kazazedenin başvurusundan taburculuğuna kadar olan sağlık maliyetleri ortalaması 253.02$, ortancası 55.90$ idi (dağılım, 11.52- 7137.19$). Çalışmaya göre, sağlık maliyetleri ile kaza saati, motorsiklet tipi, yolun yüzeyi, koruyucu ekipman, hava ya da gün ışığı arasında kesin bir korelasyon yoktu. TARTIŞMA: Çalışmaya göre, kaza riski genç erişkinlerle artmaktadır. Buna bağlı olarak da, sağlık maliyetleri artmaktadır. Bu sebeple, yasal kuralları yeniden belirlenmesi ve gerekiyorsa motorsiklet ehliyeti alma yaşı ve de eğitimleri düzenlenmelidir. |
| 8. | Suriye’deki çatışmaların acil servise yansıyan yönü ve hastane maliyetlerinin değerlendirilmesi The reflection of the Syrian civil war on the emergency department and assessment of hospital costs Ali Karakuş, Erhan Yengil, Seçkin Akkücük, Cengiz Cevik, Cem Zeren, Vedat UrucPMID: 24214784 doi: 10.5505/tjtes.2013.78910 Sayfalar 429 - 433 AMAÇ: Bu çalışmada, Suriye’de yaşanan çatışmalar sonrası hastanemize getirilen olguların demografisi, klinik özellikleri ve yapılan harcamaların değerlendirilmesi amaçlandı. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu amaçla Haziran 2011-Temmuz 2012 yılları arasındaki 14 aylık dönemde hastanemize getirilen 1355 Suriyeli olgunun acil servis girişi olan 482’si çalışmaya alındı. Hastaların bilgisayar verileri geriye dönük olarak incelendi. BULGULAR: Olguların 428’i (%88.8) erkek, 54’ü (%11.2) kadın, yaş ortalamaları 30.4±14.9 yıl (min: 1, maks: 79), erkeklerin yaş ortalaması 30.8±17.2 yıl (min: 1, maks: 79), kadınların yaş ortalaması ise 27.3±16.9 yıl (min: 1.5, maks: 66) olarak belirlendi, cinsiyet bakımından aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptandı (p=0.007). Olguların en çok 21-30 yaş grubunda (%41.1) olduğu belirlendi. En fazla başvurunun 159 (%33) kişiyle Haziran 2011, en az ise beş kişi (%1) ile Eylül 2011’de olduğu tespit edildi. Hastalar 112 Acil Servis ambulansları ile çevre ilçe hastaneleri ve kamplardan getirildi. Acil servise başvuru sebebi en sık 338 olgu (%70.1) ile ateşli silah yaralanması idi. En sık konulan tanı ise ekstremite yaralanmasıydı (153 olgu, %31.7). Adli olgu sayısı 364 (%75.5) tespit edildi. Yüz otuz altı (%28.2) hastanın acil servisde takip ve tedavisi yapıldı. Hastalar en sık ortopedi ve travmatoloji bölümüne yatırılarak tedavi edildi (146 olgu, %30.3). Ortalama yatış süresi 9.9 gün (1-141 gün) idi. 456 olgu (%94.6) taburcu edilirken, 22 olgu (%4.6) öldü, dört olgu (%0.8) ise sevk edildi. Olguların maliyeti ortalama 3723 TL (min: 5 TL, maks: 69556 TL) olarak bulundu. Sürekli değişkenler arası korelasyon testi yapıldığında maliyeti ve yatış süresi arasında pozitif korelasyon saptandı (p=0.000). TARTIŞMA: Getirilen olgular içinde genç erkek ve ateşli silah yaralanması olgularının çokluğu dikkat çekti. Olguların çoğunluğu uygun takip ve tedavi sonrasında taburcu edildi. Alınacak tedbirler sonrasında bu kötü sonuçlar engellenebilecek, önlenebilir maliyetler ortaya çıkmayacak ve ülke bütçelerinin zarar görmesi önlenebilecektir. |
| 9. | Mandibular subkondil kırıkların onarımında endoskop yardımı ve ağız dışından yaklaşımın sinerjisi: 13 olgu deneyimi The synergy between endoscopic assistance and extraoral approach in subcondylar fracture repair: a report of 13 cases Lütfi Eroğlu, İbrahim Alper Aksakal, Musa Kemal Keleş, Çağlayan Yağmur, Ozan Aslan, Tekin ŞimşekPMID: 24214785 doi: 10.5505/tjtes.2013.77292 Sayfalar 434 - 440 AMAÇ: Maksillofasiyal travma tek başına veya diğer travmalara eşlik edecek şekilde görülebilir. Bu travmalarda mandibula kırığı görülme oranı yüksektir. Mandibulanın tüm kırıkları arasında subkondil bölgesine ait kırıklar özel bir yaklaşım gerektirir. Açık redüksiyonla yapılan internal sabitlemelerde; yüzde istenmeyen skar oluşumu, geçici/kalıcı fasiyel sinir felci gibi ek morbiditeler oluşabilir. Subkondil kırıklarında endoskopik yaklaşımla bu sorunları azaltmak mümkündür. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmamızda birbirini takip eden 13 hastadaki subkondil kırıklarına ağız dışından endoskopik yaklaşımla gerçekleştirdiğimiz onarımlara ilişkin tecrübelerimizi aktarmayı amaçladık. Ocak 2010 ve Haziran 2011 tarihleri arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği’ne acilden başvuran 13 hastadaki 15 subkondiler kırık bu çalışmaya dahil edildi. BULGULAR: Hastalara endoskopik veya açık yaklaşım kullanılarak girişimde bulunuldu. Kırıklardan dokuz tanesine ağız dışından yapılan endoskopik yaklaşımla başarılı biçimde plak-vida sabitlemesi yapıldı. Endoskopik onarım yapılan kırıkların yedi tanesinde proksimal parçalar laterale deplaseydi. Kırıkların geri kalan altı tanesine ise endoskopik olarak başlandıktan sonra tam açık yaklaşıma dönülerek girişim yapıldı. Bu altı kırığın hepsinde de proksimal parçalar mediyale deplase haldeydi. TARTIŞMA: Subkondil kırıklarında ağız dışından endoskopik yaklaşımla onarım yapmak mümkündür. Bu yaklaşımda amaç işleme bağlı ek morbiditeyi etkili biçimde azaltmaktır. Endoskopik cerrahi ile tecrübesi az olan meslektaşlarımıza tavsiyemiz başlangıç olgusu olarak laterale deplase olmuş düşük seviyedeki subkondil kırıklarını seçmeleridir. |
| 10. | Acil serviste üç yıllık deneyim: Spinal travmalı hastalara acil servis yaklaşımı ve prognozları Three-year experience in the Emergency Department: the approach to patients with spinal trauma and their prognosis Hızır Ufuk Akdemir, Dursun Aygün, Celal Katı, Mehmet Altuntaş, Cengiz ÇoklukPMID: 24214786 doi: 10.5505/tjtes.2013.21456 Sayfalar 441 - 448 AMAÇ: Spinal kord yaralanmaları gelişen nörolojik problemler nedeni ile oldukça ciddi maddi ve/veya manevi kayıplara neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı yüksek morbidite ve mortalite oranları nedeni ile ciddi klinik sonuçlara yol açan, ancak ülkemize ait sağlıklı verilerin az olduğu spinal yaralanmaların klinik şiddet ve prognoz açısından değerlendirilmesidir. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu geriye dönük çalışma, fakültemiz etik kurulundan izin alındıktan sonra Acil servisimize üç yıl içinde başvuran 18 yaş ve üzerindeki spinal travmalı 91 hasta (59 erkek, 32 kadın) üzerinde gerçekleştirildi. Hastalar demografik özellikler, klinik şiddet, gelişen komplikasyonlar ve mortalite açısından değerlendirildi. BULGULAR: Hastaların 43’ü komplet, 48’i ise inkomplet yaralanmalı idi. Hastaların 46’sı yüksekten düşme, 35’i trafik kazası ve 10’u diğer nedenlerden dolayı spinal yaralanmaya maruz kalmıştı. Hastaların 52’sinde çeşitli komplikasyonlar görülürken 39’unda herhangi bir komplikasyon gelişmediği saptandı. Çalışma grubumuzda yer alan 91 hastanın 19’unun öldüğü 72’sinin ise hastaneden taburcu olduğu saptandı. TARTIŞMA: Spinal kord yaralanmaları genellikle kötü klinik sonuçlara yol açmaktadır. Bu nedenle acil servisteki uygun yaklaşımın (erken tanı ve doğru tedavi) önemi oldukça yüksektir. Bu hasta grubunda hem primer bakım hem de komplikasyonların önlenmesi bakımından gerekli önlemlerin alınması klinik sonuçları olumlu yönde etkileyecektir. |
| 11. | Orbita kırığı saptanan 132 hastanın geriye dönük analizi Retrospective analysis of 132 patients with orbital fracture Halil Hüseyin Çağatay, Metin Ekinci, Can Pamukcu, Mehmet Ersin Oba, Arzu Akçal Özcan, Semra KarşıdağPMID: 24214787 doi: 10.5505/tjtes.2013.99389 Sayfalar 449 - 455 AMAÇ: Bu çalışmada; 2005-2012 yılları arasında orbita kırığı tanısıyla İstanbul Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi edilen 132 hastanın klinik ve epidemiyolojik özellikleri değerlendirilmesi amaçlandı. GEREÇ VE YÖNTEM: Orbita kırığı nedeniyle tedavi edilen hastalara ait kayıtlar geriye dönük olarak incelendi. Hastaların yaş ve cinsiyete göre dağılımları, travma etiyolojileri, semptomları, muayene bulguları, kırık lokalizasyonları, eşlik eden sistemik yaralanmalar, uygulanan tedavi prosedürü ve tedavi sonrası saptanan komplikasyonlar değerlendirildi. BULGULAR: Ortalama takip süresi 9(6-16) ay olan hastaların erkek-kadın oranı 5.3-1 idi. Ortalama yaş 32 (6-82) yıl idi. En sık etiyolojik neden trafik kazaları (%36) ve darp (%32) olarak saptandı. En sık etkilenen duvar medial orbital duvardı (%33). Hastalarda en sık görülen semptom travma bölgesinde zonklayıcı ağrı (%100) ve saptanan bulgu ise periorbital ödem ve ekimozdu (%100). En sık eşlik eden sistemik yaralanma ise serebral travmaydı (%13.6). Hastaların %50.1’i tıbbi tedavi ile konservatif olarak takip edilirken, %49.9’una cerrahi tedavi uygulandı. Tedavi sonrası en sık gözlenen komplikasyonun dermatomal duyu kaybı (%11) olduğu görüldü. TARTIŞMA: Bu çalışma orbital kırıklarının görülme sıklığının azaltılabilmesi için trafik kazalarını ve olası kaza durumunda yaralanmayı önleyiciyi tedbirlerin alınmasının, eğitim programlarının geliştirilmesinin önemini vurgulamaktadır. |
| 12. | Femur boyun kırıklarına parsiyel protez uygulamasında anterior ve posterior kapsüler açılımın sonuçları Results of anterior and posterior capsular approaches in bipolar hemiarthroplasty patients with femoral neck fractures Sinan Zehir, Ercan Şahin, Serkan Sipahioğlu, İbrahim Azboy, Ümit YarPMID: 24214788 doi: 10.5505/tjtes.2013.74340 Sayfalar 456 - 462 AMAÇ: Çalışmamızda anterior veya posterior cerrahi yaklaşımla bipolar protez uygulanan femur boyun kırıklı hastaların fonksiyonel durumları ve ortaya çıkan komplikasyonlar geriye dönük olarak değerlendirildi. GEREÇ VE YÖNTEM: Kasım 2007-Şubat 2011 tarihleri arasında femur boyun kırığı nedeni ile bipolar parsiyel protez uygulanan, takip süresi en az bir yıl olan 224 hasta (96 erkek, 128 kadın) değerlendirildi. Cerrahi yaklaşıma göre iki grup oluşturuldu. Kalça eklem kapsülü anteriordan açılan (grup 1) grupta 92 (46 erkek, 46 kadın; ortalama yaş 78.4 yıl dağılım 70-97) hasta, kapsülün posteriordan açıldığı (grup 2) grupta ise 132 (50 erkek, 82 kadın ortalama yaş 77.9 dağılım 70-96) hasta vardı. Grup 1’deki hastaların ortalama takip süresi 16.4 ay (12-34), grup 2’deki hastaların ortalama takip süresi 18.9 ay (12-39) idi. BULGULAR: Ortalama Harris puanı grup 1’de 81.7±7.6 grup 2’de ise 79.2±6.9 olarak bulundu. Grup 1’de 19 hastada çok iyi, 52 hastada iyi, 15 hastada orta ve 6 hastada yetersiz sonuç, grup 2’de ise 29 hastada çok iyi, 74 hastada iyi, 21 hastada orta ve 8 hastada yetersiz sonuç elde edildi. Grup 2’de daha fazla çıkık (%3.78) ve enfeksiyon (%3.03) görülsede; iki grup arasında fonksiyonel puanlama ve komplikasyonlar açısından anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). SONUÇ: Kalça eklemine parsiyel protez uygulamasında cerrahi yaklaşım fonksiyonel sonuçları etkilememektedir. Kalça eklemine parsiyel protez uygulamasında kapsülün anterior açılımı çıkık ve enfeksiyon açısından daha güvenli olabilir. |
| 13. | Türkiye’deki genel cerrahların penetran karın travmalarına yaklaşımı: Uygulama anketi General approach to penetrating abdominal traumas of Turkish general surgeons: survey of practice Faruk Karateke, Sefa Özyazıcı, Koray Daş, Ebru Menekşe, Safa Önel, Mehmet Özdoğan, Mehmet Mahir Özmen, Fatih Ağalar, Cemalettin ErtekinPMID: 24214789 doi: 10.5505/tjtes.2013.76281 Sayfalar 463 - 468 AMAÇ: Penetran karın travmalı (PKT) hastalarda selektif non-operatif yönetim (SNOY) genel kabul gören yaklaşım haline gelmiştir. Bu çalışma ülkemizdeki genel cerrahların SNOY ile ilgili görüşlerini ve klinik uygulamadaki eğilimlerini belirlemek amacıyla yapıldı. GEREÇ VE YÖNTEM: Anket soruları cerrahlara online olarak sunuldu. Ankette katılımcıların demografik özellikleri, PKT’li hastaların yönetimi ve SNOY ile ilgili görüşleri ve klinik uygulamalardaki eğilimleri araştırıldı. Veriler Microsoft® Excel®’de kayıt edilerek analiz edildi. BULGULAR: Çalışmaya toplam 180 genel cerrahi uzmanı katıldı. Delici-kesici alete bağlı karın yaralanması (DKAY) olan hastalarda SNOY yaklaşımını klinik pratikte uygulayanların oranı %64 iken, bu oran ateşli silaha bağlı karın yaralanması (ASY) olan hastalarda %52 idi. Ancak cerrahların %90’dan fazlası hem DKAY’de, hem de ASY’de SNOY yaklaşımını uygulamadan önce ek görüntüleme ve ilave incelemelere gerek olduğunu savundu. SNOY yaklaşımını klinik pratiklerinde uygulamayan cerrahların büyük çoğunluğu ise hem hastanın yaşamını hem de kendilerini adli olarak riske etmek istemediklerini belirtti. SONUÇ: Ülkemizdeki genel cerrahların penetran karın travması olan hastaların yönetimindeki güncel yaklaşımlar hakkında olumlu görüş ve eğilimleri olmasına rağmen yaklaşık yarısının çeşitli sebeplerden dolayı pratikte yeteri kadar uygulamadıkları saptandı. Travma ve acil cerrahinin yan dal olarak kabul edilmesi ve travma merkezlerinin yapılandırılmasının bu eksiklikleri ortadan kaldıracağını düşünmekteyiz. |
| OLGU SUNUMU | |
| 14. | Dabigatran ile antikoagüle edilen hastada acil karın cerrahisi Emergency abdominal surgery in a patient anticoagulated with dabigatran Jonas Paul DeMuroPMID: 24214790 doi: 10.5505/tjtes.2013.59908 Sayfalar 469 - 471 Dabigatran, kronik atriyum fibrilasyonunda antikoagülasyon için kullanılan yeni bir pıhtı önleyici ilaçtır. Dabitagran alan bir hastada acil laparotomi deneyimi sunulmaktadır. Bu ilaç tedavisinin zorlukları ve bu direkt trombin inhibitörü nedeniyle oluşan koagülopati ile başa çıkma stratejileri tanımlanmıştır. |
| 15. | Travma sonrası gelişen triküspit kapak hasarı ve önemli triküspit kapak yetersizliği Posttraumatic tricuspid valve injury and severe tricuspid valve regurgitation Esra Gucuk IpekPMID: 24214791 doi: 10.5505/tjtes.2013.45144 Sayfalar 472 - 474 Altmış altı yaşında erkek hasta araç içi trafik kazası sonrası hastanemize getirildi. Travmaya bağlı subaraknoid kanama, çoklu kosta kırığı ve sol hemopnömotoraks mevcuttu. Troponin değerlerinin yükselmesi (42 ng/ml, referans 0-1 ng/ml) nedeniyle kardiyoloji bölümüne konsülte edilen hastanın elektrokardiyografisinde iskemi bulgusu yoktu ancak yapılan transtorasik ekokardiyografide sağ boşluklar ile triküspit kapak anulusu genişlemiş, triküspit kapak koaptasyonu bozulmuş olarak izlendi. Triküspit kapak anterior leaflete ait subvalvuler yapılarda rüptür ve prolapsus mevcuttu; buna bağlı önemli triküspit yetersizliği prolapsusa eşlik ediyordu. Sağ ventriküler yetersizlik bulguları bulunmayan hasta travmaya ait diğer tedavilerin tamamlanmasının ardından cerrahi kliniğine gönderildi. |
| 16. | Çoklu kırıklı bir olguda ergotamin kullanımına bağlı arteriyel vazospazm A case report of multiple fractures with arterial vasospasm associated with ergotamine use Abdullah Küçükalp, Kemal Durak, Muhammet Sadık BilgenPMID: 24214792 doi: 10.5505/tjtes.2013.63626 Sayfalar 475 - 479 Ergotamin kullanımına bağlı gelişen vazospazm nadir görülen ve iyi bilinen bir komplikasyondur. Bu yazıda çoklu kırığı olan ve travma sonrası 10. günde görülen ve aynı taraf alt ekstremitede tüm arterlerin etkilendiği arteriyospazm olgusu sunuldu. Bu olguda travma sonrası anjiyospazm ile karışabilecek olan ergotamin bağımlılığı ve aşırı doz egotamin kullanımı sonucu ortaya çıkan arteriyospazm; epidural kateter aracılığı ile marcain infüzyonu, intravenöz yolla heparin, iliomedin ve nitronal infüzyonu ile tedavi edildi. Tüm arteryel vazospazm saptanan travma olgularında bu klinik durum akılda tutulmalı ve hastadan anamnez alınırken ergotamin kullanımı mutlaka sorgulanmalıdır. |
| 17. | Künt karın travmasında kompleks hepatik kanal yaralanması-tanısal ikilem Hepatic duct confluence injury in blunt abdominal trauma - a diagnostic dilemma Saurabh Garge, Kannan Lakshmi Narasimhan, Shraddha Verma, Virender SekhonPMID: 24214793 doi: 10.5505/tjtes.2013.67026 Sayfalar 480 - 484 Travmaya bağlı izole ve kompleks hepatik kanal yaralanmaları seyrek görülmektedir. Merkezimizde başarılıyla tanı ve tedavisi yapılan iki izole safra kanalı yaralanması sunulmaktadır. |
| 18. | Pediatrik brakiyal pleksus kesisinin uzun dönem takip sonuçları Long-term follow-up results of a pediatric brachial plexus laceration Sinan Öksüz, Hüseyin Karagöz, Yalçın Külahçı, Ersin Ülkür, Asım UsluPMID: 24214794 doi: 10.5505/tjtes.2013.07717 Sayfalar 485 - 487 Bu yazıda nadir bir pediatrik brakial pleksus kesisi olgusu sunuldu. Sağ aksiller bölgeyi etkileyen kesici cisim yaralanmasına maruz kalan beş yaşındaki erkek çocuk acil olarak ameliyata alındı. Aksiller arter, brakial pleksusun radial, ulnar ve muskulokutan sinir dalları ile median sinirin lateral kökü tam olarak kesilmişti. Median sinirin medial kökü ise parsiyel kesilmişti. Brakiyal pleksusun kesilen tüm elemanları ve aksiller arter acil olarak onarıldı. Onarımdan altı ay sonra bile belirgin bir fonksiyonel iyileşme saptandı. Ameliyat sonrası 21. ayda, etkilenen ekstremitenin motor ve duyu fonksiyonları, ulnar sinir motor fonksiyonları dışında, tama yakın düzeldi. Yaralanan ekstremitede soğuk intoleransı veya atrofik değişiklikler gözlenmedi. Pediatrik yaş grubunda brakiyal pleksus kesici yaralanmalarının primer onarımı, onarımdan sonra görece kısa sürede bile, başarılı fonksiyonel iyileşme sonuçları verebilir. |
| 19. | Amyand fıtığında apendektomi yapılmalı mıdır? İki olgu sunumu Should appendectomy be performed in Amyand’s hernia?: two case reports Emine Burcu Çığşar, Çetin Ali Karadağ, Nihat Sever, Ali İhsan DokucuPMID: 24214795 doi: 10.5505/tjtes.2013.14306 Sayfalar 488 - 490 Fıtık kesesi içerisinde apendiks vermiformis bulunması Amyand hernisi olarak adlandırılır. Hastalık ismini İlk kez 1735 yılında tanımlayan Claudius Amyand’dan almıştır. Yetişkinlerde görülme sıklığı %0.51-%1 olarak bildirilmiş olmasına rağmen çocuk hasta grubunda olgu azlığı nedeniyle, bildirilmiş bir oran bulunmamaktadır. Bu yazıda ameliyat edilen iki Amyand hernili olgu sunuldu. Birinci olgu yenidoğan döneminde ultrasonografi ile strangüle Amyand hernisi tanısı konularak ameliyat edildi. İkinci olgu, kasık fıtığı tanısı ile elektif şartlarda ameliyat edilirken ameliyat sırasında tanı alan hastaydı. Birinci olguda apendiksin dolaşımının bozulmuş olduğu görülerek fıtık onarımına ek olarak apendektomi yapıldı. İkinci olguda salim bulunan apendiks alınmadı. Amyand hernisinde apendikse yapılacak işlem ile ilgili standart bir yaklaşım yoktur. Apendikste dolaşım bozukluğu gibi komplikasyonların görüldüğü olgular dışında apendektomi yapılması zorunlu değildir. |